Çeşitli
kaynaklardan seçtiğim bazı fıkralar ve karikatürler bu sayfadadır.
TADINI
BİLİR
Temel
ile Dursun sohbet ediyorlardı. Dursun;
"Yahu
Temel sen tavuklarına yanaşmayan horozi nasıl tedavi etturdun?" diye
sordu
Temel;
"Veteriner
getirdim. Yemlerine bir ilaç kariştirdu. Ondan sonra ondan sonra tavuklara
rahat vermez oldilar. Şaştım kaldim uşağum." dedi.
Dursun
rica etti;
"Uy
Temel şu ilacın adını bana da söyleyiver!""
Temel'den
cevap geldi;
"Adını
bilmiyrum ama tadu nane şekerine benzeyi."
İDAREİMASLAHATÇI
Papaz,
ölmek üzere olan adamın üzerine eğilir:
"Öte
tarafa uçmak üzeresin, şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle."
Adamdan
ses çıkmaz.
Papaz
sabırlıdır:
"Ölmeden
önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle."
Yine
ses yok.
Papaz
sinirlenmiştir, ses tonunu yükseltir:
"Evladım,
neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun?"
Adam,
yattığı yerden hafifçe doğrulur:
"Kusura
bakma peder, nereye gideceğimi bilmeden kimse hakkında yorum yapmak
istemiyorum."
BEN
ÇEKİLİRİM!
Ünlü
filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta, zenginliğinden başka özelliği
olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe
geçmek mümkün değildir…
Mağrur
zengin, hor gördüğü filozofa, “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem”
der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakince şu karşılığı verir:
“Ben
çekilirim!”
HERKES,
BİRİSİ, HERHANGİ BİRİ VE HİÇ KİMSE...
Bernard
Shaw yazıyor:
Yapılması
gereken önemli bir iş vardı ve HERKES bu işi BİRİSİ'nin yapacağından
emindi.
BİRİSİ
bu duruma sinirlendi; çünkü iş HERKES'in işiydi.
HERKES
işi HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceğini düşünüyordu.
Fakat
HERKES'in o işi yapamayacağını HİÇ KİMSE anlamamıştı.
Sonuçta
HERHANGİ BİRİ'nin yapabileceği bu işi HİÇ KİMSE yapmadığından HERKES,
BİRİSİ'ni suçladı.
SİZİN
KOCANIZ OLSAYDIM...
Bir
gün Churchill ve Leydi Astor, Leydi'nin çok inandığı, Churchill'in ise karşı
çıktığı, kadınların parlementodaki rolünü tartışmaktadırlar. Tartışma
yüzünden oldukça sinirlenen Leydi Astor kızgınlıkla; "Sör Winston, eğer
ben sizin eşiniz olsaydım kahvenize arsenik koyardım" der. Churchill'in
cevabı ise şöyle olur: "Madam, eğer ben sizin kocanız olsaydım, onu
seve seve içerdim".
YANLIŞ
ANLADI...
Oldukça
yakışıklı ve cüsseli kısaca her hali ile dört dörtlük bir adam bardan içeri
girer. Yanında da bir devekuşu bara yaklaşırlar ve adam barmene seslenir;
-Bana
bir viski. Devekuşunu göstererek,
-Buna
da bir bardak su der ve içtikçe içerler. Sonra adam,
-Hesap
der. Barmen,
-27$
45cent der. Adam elini cebine atar, cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır
çıkarlar. Barmen sayar; tamı tamına 27$ 45cent.
Adam
ve devekuşu ikinci gün yine gelirler içerler. Adam,
-Hesap
der. Barmen,
-36$
18cent der. Adam elini cebine atar, cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır
çıkarlar. Barmen sayar; tamı tamına 36$ 18cent. Barmen şaşkın, olayın sırrını
çözmeye çalışıyor.
Üçüncü
gün, dördüncü gün, adam ve devekuşu geliyor gece geç saatlere kadar içiyorlar
hesap ne kadar olursa olsun adam elini cebine atıyor bütün parayı bırakıyor,
barmen sayıyor hesap tam; ne eksik ne fazla. Barmen kafayı yemek üzere
dayanamıyor ve bu işin sırrını soruyor. Adam anlatıyor:
-Bir
gün Alaaddin’in Sihirli Lambasını buldum cin çıktı ve bana üç dilek
dilememi söyledi ben de diledim...
1.Çok
yakışıklı ve kadınların hayran olduğu bir tipim olsun
2.Her
yerde ve her zaman ne kadar paraya ihtiyacım olursa olsun elimi cebime attığımda
hazır olsun. Barmen paranın sırrını öğrenmiş ve rahatlamıştır, sonra
devekuşunu göstererek sorar:
-Peki,
bu ne bu? Adam cevap verir;
-Ha
o mu? 3.dileğim der. Beni hiç yalnız bırakmayacak uzun bacaklı bir piliç
istemiştim; yanlış anladı şerefsiz.
DOLMUŞTA
Yolcu
müsait bir yerde inmek ister ama dili sürçer:
—Şoför
bey mübarek bir yerde inebilir miyim?
—Şu
ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
***
Yolcu
müsait bir yerde inmek ister ama dili sürçer:
—Müsait
bir yerde iner misiniz?
Şoför:
—Niye
sen mi kullanacaksın?
***
—Mükemmel
bir yerde inebilir miyim?
Yolcunun
kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle birlikte güler söylediğine
şoför kadını indirirken:
—Buyurun
size layık değil ama!
***
Kadın:
—Kızım
dur! Ben vereyim benim ki bozuk zaten...
Kızı:
—Aman
ne olacak sanki nasılsa benimki de bozulacak, ben vereyim!
***
Oğlum
bu Eminönü'nden geçer mi?
—Yok,
teyze biz Taksim'e çıkıyoruz.
—Hah
tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.
***
Yolcu:
—Abi
Heykel'e çıkıyor mu?
Şoför:
—Yok,
yanından geçiyor.
***
Arkadaki
aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
—Kızım
şuradan bir kişi uzatır mısın?
—Ben
kız değilim!
—Aman
ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.
ÇIĞLIK
Yolcular
uçağın hemen yanı başında, bavullarını gösteriyorlar. Uçak şirketinin
minibüsü yanaşmış, içinden kaptan pilot ile yardımcısı inmiş. Kaptan
pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant... Yardımcı pilot
desen, elinde bir tasma, tasmanın ucunda bir köpek...
Pilotlar
sağa sola çarpa çarpa uçağa binerken yolcularda şafak atmış atmasına da
kimse birbirine bir şey sezdiremiyor. İçlerinde "Yok canım, o kadar da
olmaz" diyenler çoğunlukta.
Kapılar
kapanmış, uçak pistte yol almaya başlamış. Uçak hızlanmış, pistin sonu
yaklaşmış. Yolcular panikte. Beton pistin bitip çimlerin başladığını gören
yolcular, dayanamamış basmışlar çığlığı. Tam o anda kaptan pilot da önündeki
levyeyi sonuna kadar çekmiş.
Uçak
tekerleklerini yerden kesip havalanınca, kaptan pilot derin bir soluk alıp
yardımcısına dönmüş: "Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta
gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!"
EŞEK
HERİF
Kamil
Paşa Aydın Valisi'yken Şair Eşref'i makamına çağırmış...
Şair
zamanında geldiği halde demişler ki:
-Vali
Paşa toplantıya girdi. Bekleyeceksin!..
Eşref
beklerken toplantıya kulak misafiri olmuş; bir dosya üzerinde konuşulurken
Kamil Paşa'nın, hazır bulunanları şöyle uyardığını işitmiş:
-Konuyu
bu kadar incelemeye gerek yok!.. Millet eşektir, anlamaz...
Eşref
hemen bir kağıda şu dörtlüğü yazmış:
"Ehli
mansıptan birisi millete eşek dese
Reddolunmaz
sözü ama eşşekoğlu can sıkar
Millete
eşek diyen eşek herif bilmez mi ki
Sadrazamlar
da valiler de milletten çıkar."
Şair
yazdığı kağıdı Kamil Paşa'ya verilmek üzere odacıya bırakıp gitmiş...
TAM
DOLDURMALISIN
Temel
Çiçek Pasajı'nda birasını içtikten sonra meyhane sahibine sorar:
-Bir
cünde kaç fıçı bira satayisun?..
-Aşağı
yukarı üç fıçı...
-Dört
fıçı satmak istemez misun?..
-Elbette
isterim...
-Öyleyse
pardakları tam doldurmalisun...
AÇ
GEZERKEN
Bektaşiyi ramazanda öğle vakti yemek yerken yakalayıp sıkıştırmışlar:
-Neden
oruç yiyorsun?..
Bektaşi:
-Ulan,
demiş, aç gezerken kimse bir şey sormuyor; bugün yiyecek bir şey buldum,
hepiniz üstüme geliyorsunuz!..
SANA
NE
Bektaşi ramazanda öğle vakti alenen yemeğini yiyormuş...
Sofu
bozulmuş:
-Ulan,
demiş, ramazanın geldiğini bilmiyor musun?..
Bektaşi:
-Ramazandan
bana ne!..
-Baba,
sen Müslüman değil misin?..
Bu
kez Baba Erenler bozulmuş:
-Sana
ne!..
MOTOR
Dünyanın ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabası
bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış
ve De Bakey'e dönerek:
- "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve
siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir
bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim,
gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise
motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da
siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş
ve şöyle demiş:
- "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN
YAPMAYI DENESENİZE!!!"
SUÇLU
Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş. Bütün
emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden
resmi dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nden bir
fax gelmiş:
- Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün
yakalanması an meselesi
İKİ
KERE İKİ
Lazın oğlu yüzünde üzgün bir ifade ile
okuldan gelmiş. Babası durumu görünce sormuş:
- Ne oldu ?
- Matematik dersinden zayıf aldım.
- Niye ?
- Öğretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, ben de 6
dedim.
- E oğlum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin beş
eder. 6 nerden çıktı?
SPERM
TESTİ
Bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak
için doktora gider. Doktor adama bir kavanoz verir ve:
- "Bunu doldurup yarın bana getirin"
der...
Ertesi gün ihtiyar kavanozu getirip doktora
verir. Doktor kavanoza bakar ve boş olduğunu görür ve sebebini sorar. İhtiyar
anlatmaya başlar:
- "Doktor bey, dün gece sağ elimle denedim
olmadı, sol elimle denedim gene olmadı. Karımı çağırdım, o da sağ ve
sol elleriyle denedi, ağzıyla denedi önce dişini çıkararak sonra dişini
takarak denedi gene olmadı. Baktık olacak gibi değil komşunun karısını çağırdık
o da iki elini ve ağzını denedi gene olmadı, deyince doktor kendini tutamamış:
- "Ne yaptınız, komşunun karısını da mı
çağırdınız" diye sormuş.
İhtiyar yanıtlamış:
- "Napalım, açamadık şu lanet kavanozu
bir türlü."
İSTİKAMET
Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a
olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin:
- Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini
piliy mi?

ÜÇ
DİL
Temel ile Dursun Sultanahmet'te gezinirken bir
turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist İngilizce, Almanca ve Fransızca
sorar fakat bizim lazlar anlamaz...
- Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti
- Ula neye yarayacak ki bak adam üç dil biliyor
yine derdini anlatamıyo...
YARATICI
AVUKAT
Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı
bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir. Avukat Yargıca hitaben;
- "Müvekkilim, arabanın camından içeri
sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, müvekkilimin
bizzat kendisi değildir. Sadece bir kol tarafından işlenen bir suç için
niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz." der...
Yargıç , gülümseyerek;
- "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve
müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahkum ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik
edebilir." der...
Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla müvekkilin
takma kolunu çıkartırlar ve dönüp giderler...
TECAVÜZ
Genç
rahibelerden biri koşarak gelir ve baş rahibenin önünde diz çökerek;
- "Değerli hemşire, sormayın başıma
neler geldi ..."
- "Neler geldi kızım ?"
- "Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden
geldi bahçıvanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana,,,,,"
- "Tecavüz mü etti?"
- "Evet..."
- "Hımmmm, peki kızım sen şimdi git,
mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç.."
- "Aaa, limon hamileliği önler mi ?"
- "Hamileliği önlemez de, en azından sırıtmanı
engeller..."

BİR
CİNAYET DAVASI
Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu. Adamın
katil olduğu hemen hemen kesindi, bunu gören davalı avukatının aklına bir
şeytanlık geldi.
"Bayanlar baylar... hepinize bir sürprizim
var" diyerek saatine baktı...
"Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafından
öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri
girecek..."
Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar
mahkeme salonunun kapısına döndü... 1 dakika geçti... Hiç bir şey olmadı...
Bunun ardından avukat:
"Bakin..." dedi.." Ortaya bu iddiayı
attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu
gösteriyor ki gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin
katil olduğuna sizler tamamıyla inanmış değilsiniz..."
Bu sözün ardından hakim kararını açıkladı
ve adamı suçlu buldu...
Avukat şok içinde:
"Ama nasıl olur? Az önceki gösteriden
hepiniz etkilendiniz... Hepinizin
kapıya baktığını gördüm!"
Hakim:
"Evet doğru... hepimiz baktık" dedi...
"Ama müvekkiliniz bakmamıştı!"
TÖREN
Adamın biri yine Karadeniz'i gezerken bakmış
bir tepenin üzerinde Lazlar dans ediyor ve ara sıra aralarından birini
tepeden aşağı atıyorlar. Adam korka korka Lazların yanına yaklaşıp sorar
:
- Pardon ama ne yapıyorsunuz ?
- Kör müsün daa, Temel atma töreni yapıyoruz.
PİYANİST
Piyanist büyük konser için Viyana'dadır. Çok
güzel bir konser sonrası soyunma odasına giderken yolda bir adam çiçeklerle
yanına gelir ve :
- Bravo hemşerim Karadeniz seninle gurur duyuyor.
Piyanist bunun üzerine çok şaşırır ve sorar
:
- Sen nereden bildim benim Karadenizli olduğumu ?
- Valla genelde piyanonun başına oturan
piyanist, taburesini piyanoya doğru çeker. Sen piyanoyu kendine doğru çekince
anladım.
İŞ
İLANI
Laz gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası
gelince görüşmeye girmiş. İş ilanında üniversite mezunu, iyi Fransızca
konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoş geldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite
mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor
olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek
geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.
ANNECİĞİM
EVLENİYORUM
Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına
giderek;
"Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve
hayalimdeki kadını buldum. Ancak senin de aynı fikirde olup olmayacağını
merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın
sana
üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi
bulabilecek misin?"
Anne merakla
kabul
etmiş, getir bakalım, demiş.
Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel
hanımla eve gelmiş. Hep beraber oturmuşlar, sohbet etmeye başlamışlar.
Bu arada anne çay, pasta servisi yaparken,
sorular soruyormuş.
Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar.
Genç, annesine dönerek; "Tahmin et bakalım.
Hangisiyle evleneceğim?"
Anne, büyük bir kararlılıkla; "Kızıl saçlı
olanla evleneceksin"
Genç çok şaşırmış; "Nasıl olur, nasıl
tahmin ettin? Tam isabet"
"İçlerinden bir tek onu sevmedim"

BİLETİ
OLAN VAR MI?
Mecidiye köy - Avcılar otobüsüne ara
duraklarda yaşlı bir teyze bindi. Yaşlı teyze:
-Evladım biletim yok bir sonraki durakta inip
bilet alabilir miyim.
Şoför:
-Tamam ama önce içeriye bir sorun.
Teyze arkasını döner ve arkaya doğru yüksek
sesle:
-Pardon acaba bundan sonraki durakta inip bilet
alabilir miyim?
MAÇ
VAR KALECİ KİM?
İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki
adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı.
Derken bir gün bir tanesi ağır hasta oldu. Ölüm
döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı.
"Bana bir iyilik yap olur mu.Cennete
gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber
ver."
Öteki "Tamam."dedi."Bütün hayatım
boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapacağım."
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü.
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının
sesini duydu "Dostum.....
sana
bir iyi bir de kötü haberim var."
Öteki hemen sordu.
"İyi haber nedir?"
"Cennette futbol oynanıyor."
"BU HARİKA! Peki kötü haber nedir?"
"Yarınki maçta kalede sen varsın."

NOŞUT
Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün
sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1
gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1
noşut vurdum demiş. İngiliz'le Fransız anlamamış ama cehaletleri belli
olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar.
İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş. Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel
ben 4 noşut vurdum demiş.
İngiliz dayanamamış sormuş:
- "Kusura bakma ama noşut nasıl bir şeydir?
Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım."
Temel de "Ben de ilk defa burada gördüm.
Kara kara bir şeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp "noşut noşut!"
diye bağırıyorlar demiş.
EKMEK
VAR MI?
Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok dedik ya
- ekmek var mi
-
eğer
bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
- çivi var mi
- yok
- ekmek var mi
ÖNCE
SEN BAŞLATTIN
Adamın biri iş başvurusunda bulunmuş. Görüşmeye
çağırmışlar; görüşme sonuna doğru ortalama bir tip olan adama yöneticisi
sormuş;
-Peki beklentilerin ne? seni ne tatmin eder?
Arkadaş saymaya başlamış;
-Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrıca su
anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla onu da şirketin karşılaması
iyi olur, maaş olarak da 3000$ dan aşağı çalışmam. Şirket yöneticisi,
dinler ve ;
-Biz
sana
son model bir Cherokee ve Tarabya'da bir villa vereceğiz, ayrıca bizim bu
pozisyonumuz için planladığımız maaş 6000$, demiş.
Bizim elemanın gözleri fırlamış;
-Şaka yapıyorsunuz, demiş. Şirket yöneticisi
yapıştırmış;
-Önce siz başlattınız...

KAHRAMAN
ER
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden
birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat
atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere
okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine
soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !
ALTIN
ANAHTARLI TAKSİCİ
iki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler.
Cennetin kapısında Aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar:
- Hayattayken ne is yapardın?
- Ben rahiptim, ömrümü Tanrı'ya verdim, karıma
sadıktım, her gün dua ettim, insanlara yardim ettim, çocukları sevdim, der.
- Çok iyi, der Aziz Peter, al
sana
cennetin gümüş anahtarı.
İkinci adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın?
- New York'ta taksi şoförüydüm, der adam. Çok
iyi, al
sana
cennetin altın anahtarı.
Rahip bunu görünce öfkelenir.
- Aziz Peter, nasıl olur bu? Ben ömrümü Tanrı'
ya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı bu taksi şoförüne de altın
anahtarı uygun görüyorsunuz?
Aziz Peter gülerek:
- Oğlum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu,
bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu.

MEDYA
Laz hamama peştamal yerine gazete sarınmış
olarak girmiş. Bunu görenler:
- Ne lan bu halin ?
- Medya her şeyi büyütüyormuş.
LASTİK
Belediye otobüsü ağzına kadar dolu, yaşlı
bir adamcağız ayakta. Elindeki bastonu otobüsün her kalkışında ve duruşunda
kayıyor ve adamcağız düşmemek için olanca gücünü harcıyor.
Bu sırada oturmakta olan gençlerden biri küstahça
akıl veriyor:
-Baba, baba, bastonunun ucuna lastik taksan
kaymaz!
-Ah oğlum, demiş yaşlı adam, senin baban o
lastiği zamanında taksaydı ben şimdi bu otobüste oturacak yer bulurdum!

YAKA
Hemşire, doktora hastayı gösterdi:
- Kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalp
atışları hızlanıyor. Ne yapsak?
- Önlüğünün yakasını iliklesen...
TOKAT
Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk
ediyorlar. Aynı kompartımanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka
kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız
diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor.
Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- çok şiddetli bir şamar sesi
duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine
bakıyor.
Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse,
işte böyle şamarı yerler..)
Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza,
öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı..)
Yüzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü,
şamarı ben yedim...)
Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa.
Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!!)

KİMİ
YİYELİM
Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken
nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın görürler.
Oğul sorar:
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an düşündükten sonra:
-Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni
yeriz! der.
MEZARCI
Diktatör bir akşam meyhaneden içeri
girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.Oradan
buradan konuşurlarken sorar :
-Böyle her gün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
Sarhoş :
-Günde 2 bin lira.
-Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri
azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
Sarhoş :
- 4 bin lira.
-Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
-O zaman 5 bin liraya para demem.
Diktatör kızar :
-Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
-O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını
çok merak etmiştir.Sorar :
-Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
-Mezarcıyım!

İYİ
KEKEME
Kekemenin biri bir gün Beşiktaş'ta kekeme
okulunu ararken okulun yerini bulamamış, en yakınındaki bir bakkala girip:
- Kakakakarrdeşşşş,
bubububurraaalarrrrdaddadadad bi kekekemememe okukukukuluuu varmış,
nenenenerededede bibibiliyomusususun ?
diye sormuş. Bakkal da:
- Okulun yerini bilmiyorum ama ağbi, senin okula
hiç ihtiyacın yok bence gayet iyi kekeliyorsun...
GÜVENSİZLİK
Büyük bir kasa soygunundan sonra çalıntı
otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar
arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz
kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden
biri:
- Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı
merak ediyorum.
İkincisi elini şöyle bir salladı:
- Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı
saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç
milyon kaldırdığımızı.
Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı:
- Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam
verir, biz de birbirimize gireriz!

KARA
BULUTLAR
Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki
suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda
oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, bir şey
diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu
cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..
MANTIK
Temel bir gün yolda giderken arkadaşın Prof. İdris'e
rastlar İdris'in kolunun
altında kalın kalın bir sürü kitap temel İdri'se
sorar
-ula idris o kitaplar ne kitabudur?
-MANTIK KİTABUDUR.
-mantık ne demek
-valla Temel
sana
nasıl anlatayım. senin evde akvaryum var mı?
-var.
-o zaman sen balıkları seversin
-çok severim.
-balıkları çok sevdiğine göre balık tutmayı
ve yemeyi de seversin.
-bayulurum özellikle hamsiye
-balık sevdiğine göre balıkta bol miktarda
fosfor azot vs bulunur bunlarda bir erkek olarak seni çok kuvvetlendirir dolayısıyla
sen tam bir erkeksin işte mantık ilmi bunu açıklar.
bu cevap Temel'in çok hoşuna gider hemen kitapçıya
koşar bir sürü mantık kitabı alır ve okumaya başlar tabi okuduğundan pek
bir şey anlamaz ama yine devam eder bir gün kolunun altında bir sürü
kitapla Dursun Temel'i görür.
-ula Temel o kitaplar nedir.
Temel kasılarak cevap verir
-mantik kitabudur
-ula Temel mantik ta ne oliyi
-valla
sana
nasıl anlatayım ula dursun senin evde akvaryum var mı?
-yook.
Temel şaşkınlıkla Dursun'a bakmış, ve
-ula Dursun yoksa sen i.nemisin?