Mizah
Home Up Otobiyografim Soyağacım Fotoğraf albümüm Eğitimim Yayın listem Favorilerim Sunularım Seçtiklerim Paylaştıklarım Bağlantılar İletişim Geri Bildirimler

 

Home
Up
Otobiyografim
Soyağacım
Fotoğraf albümüm
Eğitimim
Yayın listem
Favorilerim
Sunularım
Seçtiklerim
Paylaştıklarım
Bağlantılar
İletişim
Geri Bildirimler

 

 

Çeşitli kaynaklardan seçtiğim bazı fıkralar ve karikatürler bu sayfadadır.

 

ÇIĞLIK
Yolcular uçağın hemen yanı başında, bavullarını gösteriyorlar. Uçak şirketinin minibüsü yanaşmış, içinden kaptan pilot ile yardımcısı inmiş. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant... Yardımcı pilot desen, elinde bir tasma, tasmanın ucunda bir köpek... 

Pilotlar sağa sola çarpa çarpa uçağa binerken yolcularda şafak atmış atmasına da kimse birbirine bir şey sezdiremiyor. İçlerinde "Yok canım, o kadar da olmaz" diyenler çoğunlukta. 

Kapılar kapanmış, uçak pistte yol almaya başlamış. Uçak hızlanmış, pistin sonu yaklaşmış. Yolcular panikte. Beton pistin bitip çimlerin başladığını gören yolcular, dayanamamış basmışlar çığlığı. Tam o anda kaptan pilot da önündeki levyeyi sonuna kadar çekmiş.

Uçak tekerleklerini yerden kesip havalanınca, kaptan pilot derin bir soluk alıp yardımcısına dönmüş: "Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!"

 

EŞEK HERİF
Kamil Paşa Aydın Valisi'yken Şair Eşref'i makamına çağırmış...

Şair zamanında geldiği halde demişler ki:

-Vali Paşa toplantıya girdi. Bekleyeceksin!..

Eşref beklerken toplantıya kulak misafiri olmuş; bir dosya üzerinde konuşulurken Kamil Paşa'nın, hazır bulunanları şöyle uyardığını işitmiş:

-Konuyu bu kadar incelemeye gerek yok!.. Millet eşektir, anlamaz...

Eşref hemen bir kağıda şu dörtlüğü yazmış:

"Ehli mansıptan birisi millete eşek dese

Reddolunmaz sözü ama eşşekoğlu can sıkar

Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki

Sadrazamlar da valiler de milletten çıkar."

Şair yazdığı kağıdı Kamil Paşa'ya verilmek üzere odacıya bırakıp gitmiş...

 

TAM DOLDURMALISIN
Temel Çiçek Pasajı'nda birasını içtikten sonra meyhane sahibine sorar:

-Bir cünde kaç fıçı bira satayisun?..

-Aşağı yukarı üç fıçı...

-Dört fıçı satmak istemez misun?..

-Elbette isterim...

-Öyleyse pardakları tam doldurmalisun...

 

AÇ GEZERKEN
Bektaşiyi ramazanda öğle vakti yemek yerken yakalayıp sıkıştırmışlar:

-Neden oruç yiyorsun?..

Bektaşi:

-Ulan, demiş, aç gezerken kimse bir şey sormuyor; bugün yiyecek bir şey buldum, hepiniz üstüme geliyorsunuz!..

 

SANA NE
Bektaşi ramazanda öğle vakti alenen yemeğini yiyormuş...

Sofu bozulmuş:

-Ulan, demiş, ramazanın geldiğini bilmiyor musun?..

Bektaşi:

-Ramazandan bana ne!..

-Baba, sen Müslüman değil misin?..

Bu kez Baba Erenler bozulmuş:

-Sana ne!..

MOTOR
     Dünyanın ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
     - "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
     Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
     - "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE!!!"

SUÇLU
     Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nden bir fax gelmiş:
     - Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün yakalanması an meselesi

İKİ KERE İKİ
     Lazın oğlu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmiş. Babası durumu görünce sormuş:
     - Ne oldu ?
     - Matematik dersinden zayıf aldım.
     - Niye ?
     - Öğretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, ben de 6 dedim.
     - E oğlum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin beş eder. 6 nerden çıktı?

SPERM TESTİ
     Bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak için doktora gider. Doktor adama bir kavanoz verir ve:
     - "Bunu doldurup yarın bana getirin" der...
     Ertesi gün ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve boş olduğunu görür ve sebebini sorar. İhtiyar anlatmaya başlar:
     - "Doktor bey, dün gece sağ elimle denedim olmadı, sol elimle denedim gene olmadı. Karımı çağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla denedi önce dişini çıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı. Baktık olacak gibi değil komşunun karısını çağırdık o da iki elini ve ağzını denedi gene olmadı, deyince doktor kendini tutamamış:
     - "Ne yaptınız, komşunun karısını da mı çağırdınız" diye sormuş.
     İhtiyar yanıtlamış:
     - "Napalım, açamadık şu lanet kavanozu bir türlü."

İSTİKAMET
     Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin:
     - Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi?

ÜÇ DİL
     Temel ile Dursun Sultanahmet'te gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist İngilizce, Almanca ve Fransızca sorar fakat bizim lazlar anlamaz...
     - Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti
     - Ula neye yarayacak ki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyo...

YARATICI AVUKAT
     Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir. Avukat Yargıca hitaben;
     - "Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, müvekkilimin bizzat kendisi değildir. Sadece bir kol tarafından işlenen bir suç için niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz." der...
     Yargıç , gülümseyerek;
     - "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahkum ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir." der...
     Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla müvekkilin takma kolunu çıkartırlar ve dönüp giderler...

TECAVÜZ
     Genç rahibelerden biri koşarak gelir ve baş rahibenin önünde diz çökerek;
     - "Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi ..."
     - "Neler geldi kızım ?"
     - "Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden geldi bahçıvanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana,,,,,"
     - "Tecavüz mü etti?"
     - "Evet..."
     - "Hımmmm, peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç.."
     - "Aaa, limon hamileliği önler mi ?"
     - "Hamileliği önlemez de, en azından sırıtmanı engeller..."

BİR CİNAYET DAVASI
     Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu. Adamın katil olduğu hemen hemen kesindi, bunu gören davalı avukatının aklına bir şeytanlık geldi.
     "Bayanlar baylar... hepinize bir sürprizim var" diyerek saatine baktı...
     "Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek..."
     Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına döndü... 1 dakika geçti... Hiç bir şey olmadı... Bunun ardından avukat:
     "Bakin..." dedi.." Ortaya bu iddiayı attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gösteriyor ki gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin katil olduğuna sizler tamamıyla inanmış değilsiniz..."
     Bu sözün ardından hakim kararını açıkladı ve adamı suçlu buldu...
     Avukat şok içinde:
     "Ama nasıl olur? Az önceki gösteriden hepiniz etkilendiniz... Hepinizin
     kapıya baktığını gördüm!"
     Hakim:
     "Evet doğru... hepimiz baktık" dedi... "Ama müvekkiliniz bakmamıştı!"

TÖREN
     Adamın biri yine Karadeniz'i gezerken bakmış bir tepenin üzerinde Lazlar dans ediyor ve ara sıra aralarından birini tepeden aşağı atıyorlar. Adam korka korka Lazların yanına yaklaşıp sorar :
     - Pardon ama ne yapıyorsunuz ?
     - Kör müsün daa, Temel atma töreni yapıyoruz.

PİYANİST
     Piyanist büyük konser için Viyana'dadır. Çok güzel bir konser sonrası soyunma odasına giderken yolda bir adam çiçeklerle yanına gelir ve :
     - Bravo hemşerim Karadeniz seninle gurur duyuyor.
     Piyanist bunun üzerine çok şaşırır ve sorar :
     - Sen nereden bildim benim Karadenizli olduğumu ?
     - Valla genelde piyanonun başına oturan piyanist, taburesini piyanoya doğru çeker. Sen piyanoyu kendine doğru çekince anladım.

İŞ İLANI
     Laz gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş. İş ilanında üniversite mezunu, iyi Fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
     - Hoş geldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
     - Üniversite mezunu değilim.
     - Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
     - Yabancı dil bilmem.
     - Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
     - Pazarlama konusundan anlamam.
     - O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
     - Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.

ANNECİĞİM EVLENİYORUM
     Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına giderek;
     "Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve hayalimdeki kadını buldum. Ancak senin de aynı fikirde olup olmayacağını merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın sana üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi bulabilecek misin?"
     Anne merakla kabul etmiş, getir bakalım, demiş.
     Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel hanımla eve gelmiş. Hep beraber oturmuşlar, sohbet etmeye başlamışlar.
     Bu arada anne çay, pasta servisi yaparken, sorular soruyormuş.
     Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar.
     Genç, annesine dönerek; "Tahmin et bakalım. Hangisiyle evleneceğim?"
     Anne, büyük bir kararlılıkla; "Kızıl saçlı olanla evleneceksin"
     Genç çok şaşırmış; "Nasıl olur, nasıl tahmin ettin? Tam isabet"
     "İçlerinden bir tek onu sevmedim"

BİLETİ OLAN VAR MI?
     Mecidiye köy - Avcılar otobüsüne ara duraklarda yaşlı bir teyze bindi. Yaşlı teyze:
     -Evladım biletim yok bir sonraki durakta inip bilet alabilir miyim.
     Şoför:
     -Tamam ama önce içeriye bir sorun.
     Teyze arkasını döner ve arkaya doğru yüksek sesle:
     -Pardon acaba bundan sonraki durakta inip bilet alabilir miyim?

MAÇ VAR KALECİ KİM?
     İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı.
     Derken bir gün bir tanesi ağır hasta oldu. Ölüm döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı.
     "Bana bir iyilik yap olur mu.Cennete gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber ver."
     Öteki "Tamam."dedi."Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapacağım."
     Ve birkaç dakika sonra da adam öldü.
     Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var."
     Öteki hemen sordu.
     "İyi haber nedir?"
     "Cennette futbol oynanıyor."
     "BU HARİKA! Peki kötü haber nedir?"
     "Yarınki maçta kalede sen varsın."

NOŞUT
     Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngiliz'le Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş. Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.
     İngiliz dayanamamış sormuş:
     - "Kusura bakma ama noşut nasıl bir şeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım."
     Temel de "Ben de ilk defa burada gördüm. Kara kara bir şeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp "noşut noşut!" diye bağırıyorlar demiş.

EKMEK VAR MI?
     Ördek bara girer ve barmen'e:
     - ekmek var mi
     - yok
     - ekmek var mi
     - yok
     - ekmek var mi
     - yok
     - ekmek var mi
     - yok dedik ya
     - ekmek var mi
     - eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
     - çivi var mi
     - yok
     - ekmek var mi

ÖNCE SEN BAŞLATTIN
     Adamın biri iş başvurusunda bulunmuş. Görüşmeye çağırmışlar; görüşme sonuna doğru ortalama bir tip olan adama yöneticisi sormuş;
     -Peki beklentilerin ne? seni ne tatmin eder? Arkadaş saymaya başlamış;
     -Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrıca su anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla onu da şirketin karşılaması iyi olur, maaş olarak da 3000$ dan aşağı çalışmam. Şirket yöneticisi, dinler ve ;
     -Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya'da bir villa vereceğiz, ayrıca bizim bu pozisyonumuz için planladığımız maaş 6000$, demiş.
     Bizim elemanın gözleri fırlamış;
     -Şaka yapıyorsunuz, demiş. Şirket yöneticisi yapıştırmış;
     -Önce siz başlattınız...

KAHRAMAN ER
     Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
     - Söyle bakalım nerdensin ?
     - Maraş'lıyım komutanım..
     Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
     - bir daha söyle bakalım nerdensin ?
     - Maraş'lıyım komutanım..
     Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
     - ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
     - Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
     - Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
     - Oğlum sen nerelisin ?
     - Kahramansinop'luyum komutanım !

ALTIN ANAHTARLI TAKSİCİ
     iki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısında Aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar:
     - Hayattayken ne is yapardın?
     - Ben rahiptim, ömrümü Tanrı'ya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim, insanlara yardim ettim, çocukları sevdim, der.
     - Çok iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüş anahtarı.
     İkinci adama sorar:
     - Hayattayken ne iş yapardın?
     - New York'ta taksi şoförüydüm, der adam. Çok iyi, al sana cennetin altın anahtarı.
     Rahip bunu görünce öfkelenir.
     - Aziz Peter, nasıl olur bu? Ben ömrümü Tanrı' ya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı bu taksi şoförüne de altın anahtarı uygun görüyorsunuz?
     Aziz Peter gülerek:
     - Oğlum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu.

MEDYA
     Laz hamama peştamal yerine gazete sarınmış olarak girmiş. Bunu görenler:
     - Ne lan bu halin ?
     - Medya her şeyi büyütüyormuş.

LASTİK
     Belediye otobüsü ağzına kadar dolu, yaşlı bir adamcağız ayakta. Elindeki bastonu otobüsün her kalkışında ve duruşunda kayıyor ve adamcağız düşmemek için olanca gücünü harcıyor.
     Bu sırada oturmakta olan gençlerden biri küstahça akıl veriyor:
     -Baba, baba, bastonunun ucuna lastik taksan kaymaz!
     -Ah oğlum, demiş yaşlı adam, senin baban o lastiği zamanında taksaydı ben şimdi bu otobüste oturacak yer bulurdum!

YAKA
     Hemşire, doktora hastayı gösterdi:
     - Kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalp atışları hızlanıyor. Ne yapsak?
     - Önlüğünün yakasını iliklesen...

TOKAT
     Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartımanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- çok şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor.
     Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı yerler..)
     Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı..)
     Yüzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim...)
     Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!!)

KİMİ YİYELİM
     Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken
     nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın görürler.
     Oğul sorar:
     -Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
     Baba bir an düşündükten sonra:
     -Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! der.

MEZARCI
     Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar :
     -Böyle her gün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
     Sarhoş :
     -Günde 2 bin lira.
     -Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
     Sarhoş :
     - 4 bin lira.
     -Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
     -O zaman 5 bin liraya para demem.
     Diktatör kızar :
     -Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
     -O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
     Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.Sorar :
     -Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
     -Mezarcıyım!

İYİ KEKEME
     Kekemenin biri bir gün Beşiktaş'ta kekeme okulunu ararken okulun yerini bulamamış, en yakınındaki bir bakkala girip:
     - Kakakakarrdeşşşş, bubububurraaalarrrrdaddadadad bi kekekemememe okukukukuluuu varmış, nenenenerededede bibibiliyomusususun ?
     diye sormuş. Bakkal da:
     - Okulun yerini bilmiyorum ama ağbi, senin okula hiç ihtiyacın yok bence gayet iyi kekeliyorsun...

GÜVENSİZLİK
     Büyük bir kasa soygunundan sonra çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri:
     - Haydi sayalım artık, dedi. Kaç milyon kaldırdığımızı merak ediyorum.
     İkincisi elini şöyle bir salladı:
     - Yorgunluktan öldük yahu! Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyon kaldırdığımızı.
     Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı:
     - Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!

KARA BULUTLAR
     Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
     -Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
     Çocuk düşündü , yutkundu, bir şey diyemedi.Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
     -Kirli sulardan olur öğretmenim!..

MANTIK
     Temel bir gün yolda giderken arkadaşın Prof. İdris'e rastlar İdris'in kolunun
     altında kalın kalın bir sürü kitap temel İdri'se sorar
     -ula idris o kitaplar ne kitabudur?
     -MANTIK KİTABUDUR.
     -mantık ne demek
     -valla Temel sana nasıl anlatayım. senin evde akvaryum var mı?
     -var.
     -o zaman sen balıkları seversin
     -çok severim.
     -balıkları çok sevdiğine göre balık tutmayı ve yemeyi de seversin.
     -bayulurum özellikle hamsiye
     -balık sevdiğine göre balıkta bol miktarda fosfor azot vs bulunur bunlarda bir erkek olarak seni çok kuvvetlendirir dolayısıyla sen tam bir erkeksin işte mantık ilmi bunu açıklar.
     bu cevap Temel'in çok hoşuna gider hemen kitapçıya koşar bir sürü mantık kitabı alır ve okumaya başlar tabi okuduğundan pek bir şey anlamaz ama yine devam eder bir gün kolunun altında bir sürü kitapla Dursun Temel'i görür.
     -ula Temel o kitaplar nedir.
     Temel kasılarak cevap verir
     -mantik kitabudur
     -ula Temel mantik ta ne oliyi
     -valla sana nasıl anlatayım ula dursun senin evde akvaryum var mı?
     -yook.
     Temel şaşkınlıkla Dursun'a bakmış, ve
     -ula Dursun yoksa sen i.nemisin?